Yağmurlar yine yağar, sevdiğim kadınlar geçerken zihnimin caddelerinden. İçlerinden birkaçını hepsinden çok severim kelimelerin. Bu yüzden kenti siyah ve beyaza boyarım, klasik filmler ve rüyalara özenerek. Uğultular ve mırıldanmalar bezenir birbirine; şiirler, melodilere karışır. Şu yumruk kadar organ davullarla yarışır, sen belirirsin köşelerden birinde. Ömrümden gidersin sokaklarımdan geçerken. Sessizlik, alacaklı gibi gırtlağıma yapışır. Yutkunamam! Nefeslerin kimi papyon gibi düğümlenir boynuma, iliklenir yakama; kimi sökük bir kravat gibi sarkar koynumdan. Deli derler görseler, görmezler ya; bunlar benim sokaklarım. Kuş uçmaz, kervan geçmez. Sen geçersin bazen, karşıdan karşıya. Seni ilk kez orada görürüm. Hikâyem böyle başlar...
Zarafet ve mükemmel pozitifi çağrıştırır. Neden? Kimse bilmez. Güzele dair bir algısı vardır herkesin, benimki sensin. Sana daha ne kadar böyle peynir kokan iltifatlar ederim tahmin edemezsin. Klişeler ve kötü çeviriler kaliteni düşürmez. Bilirim, ödün vermezsin. Sana dair mitler yaratır, adına destanlar okurum; hiçbirini bilmezsin. Yarınlar gelir geçer, dünler birikir, senlerle dolar caddeler. Her biri senden bir parça taşır; bir tat, bir koku, bir dokunuş... Bir bakış çözer düğümlerimi, kalbimi de deler. Özgürüm artık, ne pahasına? Aşkın ıstırabı taşar dudaklarımdan, mürekkepler tükürürüm. Kimi kandırıyorum, bi' sikim yapamam! Acı acı yutkunurum, süslerim yok olur, renkler birer birer kaybolur. Siyah-beyaz bir ulaşılmazın sembolüdür. Böyle biter mi sanıyorsun? Bitmez! Yeniden başlar; her gün, yeniden...
Her yerde çıkarsın karşıma, silüetlerde seni görürüm. Tüm örüntüler güzelliğine bürünür. Su kadar duru, bir o kadar buğulu. Sisler çöker peşinden, karanlık çöker; ben her gidişinle ölürüm. Benliğim, hayat denen sonsuz döngünün kendine dönüşür. Her şey olurum, bir seninle olamam! Sözcükler anlamını yitirir. Gökyüzünden bahsetmem artık, yıldızlar bana göz kırpmaz. Bir şiir yazarım kederli, biraz da kurnaz; belki okursun diye... Senden başka kimse umursamaz! Ne yazsam kirpiklerine yakıştıramam. Yine de bazıları doğru gelir, sana aitmiş gibi. İşte onları hepsinden çok severim, anladın mı şimdi? Öyle büyük gizlerim yok benim, biraz olsun anlaşılmak isterim. Sen anla; anlamıyorsan sor, söylerim. Zira konuşarak çözülmeyecek hiçbir şey yok şu hayatta. Bir gidişine çare yok, onun da ilacı ölmek zaten. Alkol eski tadı vermez. Seninle renkler gider, geriye döngü kalır siyah beyaz. Bir ben kalır, hisler kalır; biraz hüzün, hasret biraz...
Yorumlar
Yorum Gönder