Zihnim, gökyüzünden daha gri.
Saçlarını savurursun, uçları gözlerimi kanatır.
Elvedalar yetersiz.
“Hoşça kal” dersin.
“Hoşça kal, güzel adam.”
Hoşça kalamam.
Artık her veda bana yokluğunu hatırlatır.
Hiçbir parfümden kokunu alamam.
Yağmur tenime değse de ıslatmaz.
Hiçbir şehir evim değil.
Nereye gitsem seni bulamam.
Hiçbir yol sana varmaz.
Ne söylesen, sesini duyamam.
Elini tutmak isterim bu soğuk kış gecesinde.
Ellerin, parlak bir buz parçasından daha kırılgan.
Dokunsam erir, sarılsam parçalanır...
Ey durmaksızın akan Nehir!
Al götür her şeyimi;
Belki anılarım da seninle gelir.
“Hoşça kal, güzel kadın.”
Diyebilsem sadece bir kez,
Saçlarını savuran rüzgârlar durulur.
Aşk, o zaman Fransızca öğrenir bir şarkıdan.
Parmaklarım bu gece kirpiklerinden de alıngan.
Gözlerim kanamaz artık,
Gözyaşlarım bin bir hıçkırık.
Kelimelerim birer kuş, uzaklara kanat çırpan.
Saçların artık bir gölge sadece,
Cılız bir mum ışığıyla dalgalanan.
Kaldırımlardan da silinir binalar ve gökyüzü birazdan.
“Hoşça kal, güzel adam.” Dersin.
Hoşça kalamam...
Mart 2019
Melbourne
Yorumlar
Yorum Gönder